BÜYÜK OĞUZ İSYANI 

0
6199

BÜYÜK OĞUZ İSYANI      

GİRİŞ

“Oğuzların Kınık boyuna mensup Selçuk Bey’in Cend’e gelerek burada oluşturduğu küçük siyasi teşekkül, daha sonra Maveraünnehir ve Horasan’a gelen torunları Tuğrul ve Çağrı Beyler tarafından Türk-İslam tarihi içinde son derece önemli bir yer işgal eden büyük bir imparatorluğa dönüşmüştür. Türklerin Müslüman olmasından sonra Karahanlılar ve Gaznelilerin ardından aynı coğrafyada üçüncü büyük devlet olan Büyük Selçuklu Devleti, kendinden sonra kurulan Türk-İslam devletlerine bir model teşkil ettiği gibi, takip ettiği devlet politikası ile yaşadığı yüzyıla da damgasını vurmuştur.” (Akyol,2013:Önsöz)

 

Büyük Selçuklu Devleti’ni kuran Oğuzlar aynı zamanda devletin yıkılmasını da etkileyen en önemli faktör olmuştur. Selçuklular, devletlerinin kurulmasının temel unsurunu teşkil eden Oğuzları, yükseliş döneminde unutmuşlardır. Selçuklu Devlet’i ihtişamını kaybetmeye başladığın da ise Oğuzlar tekrar kendilerinden söz ettirmeye başlamıştır.   (Ayan,2011:184-185)

 

“Oğuzlar, Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulmasından sonra büyük kitleler halinde batıya doğru göç etmek suretiyle bu yeni devletin hâkimiyetindeki topraklara girmişlerdir. Bu yeni göç hareketi yerleşik İran coğrafyasında ciddi bir rahatsızlık yaratmıştır. Bu durumu dikkate alan Selçuklu sultanları Oğuzları Azerbaycan üzerinden Anadolu’ya yönlendirmeye gayret etmişlerdir.” (Özgüdenli,2012:59)

 

İmparatorluğun güçlü döneminde, Türkmeni uçlara sürme ya da belli otlaklarda denetim altında tutma ve Kuzeyden Türkmen göçlerini silah zoruyla engelleme politikası az çok başarıyla yürümekteydi. Fakat 1138’de Harizmşahların baş kaldırması, 1141’de Sancar’ın Karahıtaylara yenilmesi Oğuzlar üzerindeki baskıyı azalttı. Sancar, Harizmşahlar ile uğraşırken, Oğuzlar 1144’te Buhara’ya indiler. Karlukların baskısıyla bazı Oğuzlar Ceyhun nehrini geçerek Kuzey Afganistan’a gelip, Belh ve Huttelan bölgesine yerleştiler. (Avcıoğlu,1983:1711)

                                                                                                                                                    1

OĞUZ İSYANI

Oğuzlar isyan etmeden önce sultanın saray mutfağına yılda 24 bin koyun vermekle yükümlüydüler. Selçuklu-Oğuz anlaşmazlığının ilk hadisesi mutfak nazırı tarafından gönderilen tahsildarın kanunsuz hareket ederek zorluk çıkarması ve rüşvet istemesi üzerine Oğuzların tahsildarı öldürmesi şeklinde gerçekleşmiştir.  (Köymen,1991:300) Bunun üzerine Belh valisine ilaveten Emir Kamac Oğuzlara şahne olarak tayin edilmiş ve Belh’e dönünce Oğuzlardan öldürülen tahsildarın diyetini istemiştir. Türkmenler hayat tarzları ve karakterleri gereği kendini yönetme bakımından başarılı bir topluluk olmuşlardır ve örtük bir bağımsızlık, karakterlerinde, ayrıca devlet tarafından yönetilme tarzlarında kendini göstermiştir. (Ayan, 2011:184) Bu yüzden de kendilerinin doğrudan doğruya hükümdara bağlı olduklarını ve şahneyi kabul etmeyeceklerini belirtmişlerdir. (Köymen,1991:300) Oğuzların reddiyle karşılaşan Kamac, oğlu Ebu Bekir ile beraber Oğuzları cezalandırmak amacıyla sefere çıkmış ve ikisi de hayatını kaybetmiştir. (Özaydın,2009;510) Bu haber üzerine Sultan Sencer,  kumandanların teşvikiyle Oğuzlar üzerine sefere çıkma kararı almıştır. Oğuzlar, Sultan Sencer’in bu seferden vaz geçmesi için para, köle ve birçok hediyeler vermeyi önermişler, Sultan seferden vaz geçmek istemişse de Kamac’ın torunu Müeyyed Ay-aba ve kumandanların sefer için kararlı olmasıyla sefere başlanmıştır. (Merçil,Sevim,1995:223)

Ordu Merv-Belh istikametinde ilerlemiş, bunun üzerine Oğuzlar kadın ve çocuklarıyla beraber Sultan Sancar’ı yalvararak karşılamışlar ve para tekliflerini arttırmışlardır. Sultan Sencer yine dönmek istemişse de kumandanların devam etme kararlarını sürdürmesiyle sefere devam edilmiştir. Sultanı vaz geçiremeyen Oğuzlar, bütün mal ve hayvanlarını çadırlarının etrafına bir sur gibi dizerek müdafaya çekilmişler ve 1153 yılının Mart veya Nisan ayında Oğuzlar, Selçukluları püskürtmüşlerdir. Tüm Selçuklu kuvvetini imha eden oğuzlar Sultan Sencer’i esir almışlardır. (Köymen,1991:300-301)

 

Selçuklu Devleti dağılma sürecine girdiğinde, diğer Oğuz oymakları Kınık boyu etrafında ortak bir amaç için birleşmişlerdir. Lakin, Oğuzların istemeyerek Sancar ile savaşa girmesi, bu birleşmeyi olumsuz yönde etkilemiş, Kınık boyu tarafından yönetilen imparatorluğun ise sonu olmuştur. İktidar devrinin sona ermesiyle, çeşitli Oğuz boyları çeşitli bölgelerde faaliyete geçmiştir. (Ayan,2011:188)

 

                                                                                                                                                 2                                                             

Başlangıçta Oğuzlar, Sultan’a itaatlerini belirtmişlerdir, ardından Selçuklu başkenti Merv üzerine yürüyerek kuşatmışlardır. Çok geçmeden Süleymanşah, Oğuzlara karşı sefer düzenleyip, ağır bir darbe indirmiştir. Ancak Merv tarafında başarılı olamamıştır. Oğuzlar Eylül ayı sonlarında Merv’e girmişler ve yağmalamışlardır. Merv’e Sultan Sencer’i de getiren Oğuzlar, Sultan’ı gündüz kendi seçtikleri hizmetçilere emanet edip akşamları ise kafese koymuşlardır. Oğuzlar bundan sonraki süreçte Nişabur’a ulaşmışlar, Nişabur’dan sonra Herat’ı kuşatmakta olan Oğuzlara karşı Mahmut Han harekata başlamış ve Oğuzlar Merv’e dönmüşlerdir. Mahmut Han, Oğuzlarla anlaşma yapmış olsa da Oğuzlarla mücadele için Harezmşah Atsız ile ittifak kurmaya çalışmış, bu ittifak gerçekleşmek üzereyken Sultan Sencer Oğuzların elinden kurtarılmıştır. (Merçil,Sevim,1995:224-225)  Müeyyed Ay-Aba, Sancar’a nezaret eden muhafız Oğuz grubunu mükafat vaadiyle aldatmış, bir sürek avında Sultan’ın Amuderya’nın karşısına geçmesini sağlamıştır. (Köymen,1991:307)

Sancar’ın esaret hayatı boyunca tabii devletlerin Oğuzlara karşı tutumları üç şekilde tasnif edilebilir. İlk grupta Karahanlılar, Sarrafoğulları gibi tamamiyle pasif kalan devletleri görebiliriz. İkinci grup ise durumdan kendi lehlerine istifadeye kalkışan Gurlular ve Bavendiler’i teşkil eder.  Diğer grup ise Oğuz hakimiyetini doğrudan doğruya reddeden başında Atsız’ın bulunduğu Harezmşahlardır.( Köymen,1991:304-305)

Sultan Sancar kurtuluşunun ardından Tirmiz’de tekrar devletin başına geçtiğini, kendisine tabi olan ve olmayan bütün devletlere bildirmiştir. Horasan emirleri ve askerler, onun yanında toplanmıştır. Merv’e gelen Sancar, Harezmşah Atsız, Mahmud Han, Sistan emiri Taceddin Ebulfazl ve Gur hükümdarı Alaeddin Hüseyin ile Oğuzlara karşı ittifak yapmış fakat 1156’da Atsız’ın ölümü üzerine ittifak girişimi başarısız olmuştur. Üç yıl boyunca Oğuzların yanında tutsak kalan Sultan Sancar,  bu süre içinde ruhen çökmüş, devleti diriltmeye çalışmış olsa da başarılı olamamıştır. 26 Nisan 1157’de 71 yaşında Sultan Sencer vefat etmiş ve Darülahiret adını verdiği türbesine gömülmüştür. (Merçil,Sevim,1995:225) Böylece fiilen yıkılmış olan Büyük Selçuklu Devleti resmi olarak da son bulmuştur.

SONUÇ

Oğuz İsyanı, sosyolojik ve siyasal olarak bazı neticeler doğurmuştur. Halk, kendini bir otorite boşluğu içinde bulmuş, bu otorite boşluğu ve yapılan yağmalar, istikrarsızlık halkta güvensizliğe neden olmuştur. Farklı bir açıdan baktığımız da ise bilim ve ilim faaliyetlerinin

3

yavaşlama içine girmiş olduğunu görmekteyiz. Bu da o dönemde yaşamış olan bilim ve ilim adamlarının gelişimine ve onların katkılarına ket vurmuştur. Büyük Selçuklu Devleti’nin resmi olarak yıkılışıyla beraber belirsizlik artmış ve bölgedeki güç savaşı daha da hararetlenmiştir. Böylece isyanın uzun soluklu sonucuna diğer muhtelif devletler de dahil olmuştur. Oğuzlar, bu isyanı, devlet kademesindeki bir görevliyle başlatmış ve sultanla savaşa kadar götürmüşlerdir. Devlete ve hükümdara itaat geleneğini bu şekilde kendileri için yıkmışlar ve devlet halk ilişkisini kötü yönde etkilemişlerdir.

 

KAYNAKÇA

AKYOL,Yasemin; “Büyük Selçuklu Devleti’nin Doğu Politikası”, Selçuklu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya, 2013

AVCIOĞLU, Doğan; Türklerin Tarihi, Tekin Yayınevi, 4. Kitap, Basım 2, İstanbul, 1983

 AYAN, Engin; “Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun Dağılma Sürecinde Huzistan Avşarları”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt 4, Sayı 18, Yaz 2011

KÖYMEN, Mehmet Altay; Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi İkinci Büyük İmparatorluk Devri, TTK Basımevi, Cilt 2, Ankara,1991,

ÖZAYDIN, Abdülkerim; “Sencer”, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt 36, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınevi, İstanbul, 2009, s.507-511

ÖZGÜDENLİ, Osman G. ; “Tuğrul Bey Dönemi”, Selçuklu Tarihi El Kitabı, Ed: Refik Turan, Grafiker Yayınları, Ankara,2012, s. 57-86.

 

SEVİM, Ali ve MERÇİL Erdoğan; Selçuklu Devletleri Tarihi Siyaset, Teşkilat ve Kültür, TTK Basımevi,1995, Ankara

Alt bilgi ve Kaynakçanın tamamı word dosyasındadır : İNDİR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin.
İsminizi giriniz